Babanın Yeni Hayat Arkadaşıyla Dünyaevine Girişi

Kurban Edilen Bir Aşk: İhanetin Ardındaki Sır

Mühürlenen Sessizlik Bugün, ömrümü birleştirmeyi hayal ettiğim kadının öz babamla hayatını birleştirmesine şahitlik ettim. Nikâh memurunun o malum cümlesi boşlukta yankılandığında, salonda neşeden eser yoktu; sadece buz gibi bir sessizlik hüküm sürüyordu. Babamın eğilişi bir eşe duyulan özlemden ziyade, zoraki bir borç tahsilatı gibiydi. Ceren ise bu temastan kaçarcasına yüzünü çevirdi. Bu bir yuva kurma merasimi değil, titizlikle kurgulanmış bir sahtekârlık tiyatrosuydu.

Yıkılan Hayallerin Enkazı Daha üç ay öncesine kadar Ceren ile yarınlarımızı inşa ediyorduk. Hayatımın merkezindeydi; zarafeti ve şefkatiyle dünyamı güzelleştiriyordu. Teklifime “evet” dediği o an, mutluluğun zirvesindeydim. Ancak bir gün, hiçbir iz bırakmadan yok oldu. Bir hafta süren o korkunç belirsizliğin ardından geri döndüğünde ise asıl kıyamet koptu. Kapımda belirmişti ama bu kez tek başına değildi; babamın kolundaydı. Babam, yüzündeki o sarsılmaz pişkinlikle müjdeyi verdi: “Biz evleniyoruz.” Ceren’in o günkü sesi hala kulaklarımda bir bıçak gibi çınlıyor: “Seninle bitti; artık babanın yanındayım, zorluk çıkarma.”

Düğündeki Hesaplaşma İkisini de zihnimin karanlık odalarına gömüp her şeyi engellemiştim. Fakat o davetiye, üzerinde babamın “Gel, bizi bekleme” notuyla elime ulaştığında, içimdeki öfke beni o salona sürükledi. Tören bittiğinde konuklar bir suç mahalinden kaçar gibi dağılırken, Ceren gölgelere sığındı; babam ise her zamanki gibi alkolün ardına saklandı.

Sarsıcı İtiraf Tam kapıdan çıkıp bu kabusu geride bırakacakken babamın elini omzumda hissettim. Alkolün etkisiyle ağırlaşmış sesiyle, “Gerçekten bencilce bir oyun oynadığımızı mı sanıyorsun?” diye sordu. Gözlerinin içine nefretle bakarken, “Gördüm işte, birbirinizi bulmuşsunuz” dedim. Babam acı bir kahkaha atıp kulağıma o kan donduran gerçeği fısıldadı: “Senin için ne büyük bir bedel ödediğini hâlâ fark etmedin mi? Seni kurtarmak, seni bu bataktan çekip almak için benimle bu anlaşmayı yaptı o kız!”

Tam o sırada, salonun karanlığından yükselen bir feryat her şeyi kesti. Ceren, gözyaşları içinde bize doğru bakıyordu. “Sus artık!” diye bağırdı. Bakışlarındaki o derin kederde, bir ihanetin değil, büyük bir fedakarlığın izleri vardı.

devamı sonraki sayfada…

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir