Azmin ve İhanetin Hikayesi: Neşe Öğretmen’in Son 25 Günü
Okulu ayağa kaldırmak için kararlı olan Neşe Öğretmen, köyün ileri gelenlerinden beklediği desteği göremeyince pes etmedi. Köylüye dönerek, “Tüm masrafları kendi maaşımla ödeyeceğim, siz bana sadece işinin ehli ustaları getirin yeter” dedi. Tam on gün boyunca durup dinlenmeden çalışarak, harabe halindeki binayı eğitim yuvasına dönüştürdü. Yaptığı harcamalar, mesleğe yeni başlamış bir öğretmenin tam üç aylık kazancına mal olmuştu.
Karanlık Çöktüğünde: 26 Ekim 1993
Takvimler 26 Ekim’i gösterdiğinde, Neşe Öğretmen henüz 22 yaşındaydı ve ideallerinin peşindeki 25. gününü yaşıyordu. Günün yorgunluğuyla evine dönmüş, babasıyla paylaşacağı mütevazı sofrasını hazırlamıştı. Menüde sadece ekmek, yoğurt ve biber vardı; ancak huzur doluydu.
O sırada kapı sertçe çalındı. Babası tedirginlikle “Kim o?” diye seslendiğinde dışarıdan, “Biziz, köylüleriz. Neşe Öğretmen’e bir hususu danışmaya geldik” yanıtı geldi. Bu sese güvenerek açılan kapının ardında, karanlığın içinden çıkan silahlı terör örgütü mensupları duruyordu. İçlerinden biri, hiçbir şeyden habersiz babaya sert bir tokat atarak vahşetin fitilini ateşledi.
Neşe Alten’in Fedakarlığı Unutulmadı
Neşe Öğretmen, imkansızlıklara karşı gösterdiği bu onurlu direnişle sadece bir eğitimci değil, vatan sevgisinin sembolü oldu. Maaşını okula, canını ise mukaddes saydığı bayrağına feda etti.
Bir Eğitim Şehidinin Hazin Vedası: Neşe Alten ve Babasının Şahadeti
Babası, evladını korumak için canını siper ederek ayağa fırladı. Teröristlerin önüne geçip, “Onun hiçbir günahı yok, o daha ömrünün baharında. Eğer birini öldürecekseniz beni öldürün!” diye haykırdı. Ancak gözü dönmüş caniler, Neşe Öğretmen’in bakışları önünde babasını kurşuna dizerek oracıkta katletti.
Sessizliğe Gömülen Köy ve Kanlı Gece
Vahşet burada son bulmadı; babasını kaybeden genç öğretmeni saçlarından tutarak köyün dışına kadar, yerlerde sürükleyerek götürdüler. Neşe Öğretmen’in karanlığı delen yardım çığlıkları köyün sessizliğinde yankılanırken, korku ve baskı altındaki köyden hiçbir yardım eli uzanmadı.
Caniler, köyün çıkışında savunmasız Neşe Öğretmen’e;
-
Sol yanına 5,
-
Sağ yanına 5 mermi sıkarak,
onu henüz mesleğinin ilk ayında, hayallerinden ve hayatından kopardılar. Neşe Alten, cehaletle savaşırken ihanetin kurbanı oldu ve vatan toprağına Şehit Öğretmen olarak adını yazdırdı.
O Karanlık Gecenin Şahidi: Jandarma Komutanı’nın Unutamadığı Manzara
Vahşet haberini alır almaz harekete geçen İlçe Jandarma Komutanı, olay yerine vardığında karşılaştığı tabloyu hayatı boyunca unutamayacaktı. Profesyonel askerlik hayatında sayısız acı olaya tanıklık etmesine rağmen, Neşe Öğretmen’in evindeki o yarım kalmış yaşam izleri komutanın zihninden hiç silinmedi.
“Yemeklerini Bile Yiyememişlerdi”
Yıllar sonra o anları büyük bir kederle anlatan Jandarma Komutanı, hislerini şu çarpıcı sözlerle dile getirmişti:
“Olay mahalline girdiğimde gözüm masadaki o son sofraya takıldı. Ekmekler bölünmüş, yoğurt kasesi öylece duruyordu. Piknik tüpünün üzerinde henüz kızartılmaya fırsat bulunamamış sivri biberler… Öyle bir çaresizlik ve masumiyet vardı ki orada, akşam yemeklerini bile bitirememişlerdi. Bunca yıllık görev hayatımda çok şey gördüm ama bu manzara kadar içimi sızlatan, beni gözyaşlarına boğan başka bir an olmadı.”
Masumiyetin Yarım Kalan İzleri
Komutanın ifadeleri, sadece bir cinayetin değil, aynı zamanda hayalleri ve mütevazı bir yaşamı olan gencecik bir kadının nasıl bir gaddarlıkla hayattan koparıldığının en somut kanıtıydı. O sofradaki biberler, Türk eğitim tarihine kazınan en hüzünlü sessizliklerden biri olarak kaldı.
