Görünmez Çekim: Mağazanın Alt Katındaki Sır
Ben Semra. O gün, evimin havasını değiştirecek o özel dokuyu bulmak ümidiyle halıcı dükkanının eşiğinden içeri adım attım. İçeride Sedat ve benden başka kimse yoktu; mağazanın derin sessizliği, sadece attığımız adımların yankısıyla bozuluyordu. Ben reyonlar arasında ağır adımlarla süzülürken, Sedat bir gölge gibi yanımda bitiveriyor, parmağımla işaret ettiğim her motifin bedelini fısıldıyordu. Her seferinde fiyatların yüksekliğinden dem vurup “Bu çok fazla ama…” diyerek ona itiraz ederken, bir yandan da zarif manevralarla ilgisini üzerimde toplamaya çalışıyordum.
Sedat, bakışlarındaki ifadeyi gizlemeye çalışarak, “İsterseniz bir de alt kata bakalım, orada çok daha geniş bir seçkimiz var,” diye teklifte bulundu. Merdivenlerden aşağı indiğimizde, halıların üst üste, devasa yığınlar halinde serildiği o loş ve serin depoyla karşılaştım. Halıların dokusunu incelemek bahanesiyle eğilip kenarlarından çekiştirmeye, renklerini gün ışığından uzak bu ortamda seçmeye başladım. Sedat hemen ardımda, nefesini ensemde hissedeceğim kadar yakınımdaydı.
Eğildiğim o anlarda, sırtımda ani ve kaçınılmaz bir temas hissettim. Kalbim hızla çarpmaya başlarken, bu beklenmedik yakınlığın şaşkınlığıyla ağır çekimde arkamı döndüm ve…
devamı sonraki sayfada…
