Bir “Başrol” Hikayesi
Doğumhanede hazırlıklar sürerken doktor, masadaki genç kadına dönüp sordu:
— “Hanımefendi, bu mucizevi ana eşinizin de tanıklık etmesini ister misiniz?”
Kadın derin bir iç çekerek yanıtladı:
— “Maalesef bir eşim yok doktor bey.”
— “Anlıyorum… Peki, bebeğin babası, yani erkek arkadaşınız burada mı?”
— “Hayır, bir erkek arkadaşım da yok.”
Doktor biraz şaşırarak son bir kez şansını denedi:
— “Peki ya bu süreçte size destek olan, tabiri caizse bu işin ortağı olan biri?”
Kadın kararlı bir sesle kestirip attı:
— “Kimseye bağlı değilim, bu yolda tamamen yalnızım.”
Doğum başarıyla gerçekleşti. Bir süre sonra ebe, annenin yanına gelip müjdeyi verdi:
— “Gözünüz aydın, nur topu gibi, çok sağlıklı bir kızınız oldu!”
Anne heyecanla yatağından doğruldu:
— “Tanrıya şükürler olsun! Onu hemen kucağıma alabilir miyim?”
Ebe biraz duraksadı:
— “Tabii ki görebilirsiniz ancak… Henüz kucağınıza almadan evvel bilmeniz gereken bazı ‘renkli’ detaylar var.”
Anne endişeyle sordu:
— “Nedir o? Lütfen çekinmeden söyleyin!”
— “Nasıl anlatsam… Bebeğinizin ten rengi oldukça koyu, yani kendisi bir siyahi.”
Kadın hiç şaşırmamış bir tavırla boynunu büktü:
— “Ah, evet… Param yoktu, sığınacak bir yerim yoktu, çaresizdim. Geçinebilmek için bir film teklifini kabul etmek zorunda kaldım. Başroldeki partnerim Afrikalı bir beyefendiydi.”
Ebe biraz mahcup bir tavırla:
— “Anlıyorum efendim, özel hayatınız beni ilgilendirmez, lütfen bağışlayın. Ancak bir ufak ayrıntı daha var…”
— “Söyleyin, başka bir şey mi var?”
— “Şey… Bebeğin saçları sapsarı ve ipek gibi.”
Kadın yine hazırlıklıydı:
— “Dedim ya, hayat şartları çok ağırdı. Sahnede tek bir aktör yoktu; bir de İsveçli beyefendi kadroya dâhildi.”
Ebe iyice şaşırsa da devam etti:
— “Pekala… Son bir şey daha: Bebeğin göz yapısı oldukça çekik, yani tam bir Uzak Doğulu gibi bakıyor.”
Kadın hüzünle onayladı:
— “Hayat bana hiç adil davranmadı ebe hanım. O filmdeki üçüncü aktör de Çinliydi. Başka çarem yoktu…”
Ebe, “Hadsizlik ettiysem affedin, sadece sizi hazırlamak istedim” diyerek kadını bebeğin yanına götürdü. Beraberce mışıl mışıl uyuyan minik bebeğin yanına vardılar. Kadın ansızın elini kaldırıp bebeğin poposuna sertçe bir şaplak indirdi! Bebek acıyla avazı çıktığı kadar ağlamaya başladı.
Ebe dehşet içinde bağırdı:
— “Hanımefendi ne yapıyorsunuz? Neden vurdunuz sabiye?”
Kadın rahatlamış bir şekilde derin bir nefes alıp koltuğa yaslandı:
— “Oh be! Çok şükür normal ağlıyor… Ben de bunca karmaşadan sonra çocuk ‘GÜLECEK’ diye çok korkmuştum!”
