İsmim Esma. Eşimi ebediyete uğurladığımdan bu yana…

Birlikte mutfağa geçtiklerinde atmosfer bir anda ağırlaşıyor. Ahmet, mutfak tezgahındaki fincanlara uzanıp ocağa su koyarken, Esma tezgahın kıyısına ilişmiş bir halde onun hareketlerini izliyor. Gözleri, Ahmet’in gömleğini dolduran geniş ve güçlü omuzlarına takılıyor. Rahmetli eşi Ömer hayattayken varlığı hissedilmeyen bu adam, şimdi mutfağın her köşesine hakim, baskın bir figür olarak karşısında duruyor.

Ahmet bardağı uzatırken parmak uçları Esma’nın tenine değiyor; o an Esma’nın vücudundan bir ürperti geçiyor. Ahmet, bakışlarını Esma’nın gözlerine kenetleyerek, “Bundan sonra yalnız kalmayacaksın,” diyor. Bu kelimeler basit bir teselliden çok, içinde saklı ve tekinsiz bir vaat barındırıyor. Ahmet’in gözlerinde artık sadece bir dostun merhameti değil, dizginlenmesi zor ve karanlık bir tutku okunuyor.

Aralarındaki mesafe, Ahmet’in attığı tek bir adımlarla tamamen eriyip yok oluyor. Esma nefesini hapsetmiş bir halde, onun o baskın ve erkeksi kokusunu içine çekerken, Ahmet’in eli tezgahın üzerinden Esma’nın beline iniyor. Sert ve sahiplenici bir hamleyle onu kendine çeken bu ele karşı Esma hiçbir direnç göstermiyor; aksine o ana teslim oluyor.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir