Sessiz Bir Vedanın Ardında Kalanlar
Her şeyin bittiğini haber veren o mesajla hayatım bir anda altüst oldu. O sabah, felaketin yaklaştığını hissettirmeyecek kadar sıradan ve huzurluydu. Mutfağın tanıdık kokuları arasında çayı ocağa koymuş, yeni bir güne hazırlanıyordum. Eşim uykunun mahmurluğunu üzerinden atamamıştı henüz; yanına sokulup parmaklarımı saçlarının arasında gezdirdim. Yüzünde o bildiğim, içimi ısıtan gülümsemesiyle uyandı. Bana verdiği son söz, “Bu akşam eve erken geleceğim,” oldu. Kapıdan çıkıp giderken arkasından “Kendine dikkat et,” diye fısıldadım.
Şimdi o ana dönüp baktığımda, keşke kollarımı ondan hiç ayırmasaydım diyorum. Gitmesine engel olabilseydim ya da veda vaktini biraz daha uzatabilseydim… Zamanın kıymetini, o her şeyi donduran telefon çalana dek bilemedim. Ekrandaki numara yabancıydı, ses ise buz gibi. “Eşiniz büyük bir kaza geçirdi,” dendiği o salisede, sanki dünya ekseninden çıktı ve her şey anlamını yitirdi. O sabahtan geriye kalan tek şey, yarım kalmış bir çay kokusu ve hiç tutulamayacak bir akşam sözü oldu.
devamı sonraki sayfada…
