İstanbul’a yolu düşen bir taşralı, bir kuyumcu mağazasının önünde oyalanıp vitrine göz gezdiriyordu. Kuyumcu, köylünün giyim tarzını küçümseyerek alaycı bir tavırla seslendi:
─ Ne o hemşerim, öyle dalmışsın?
─ Şey… Sadece merak ettim, sizin dükkânda neler var.
Adam, küçümsemesini daha da belirginleştirerek yanıtladı:
─ Biz burada eşek kafası satıyoruz.
Bunun üzerine köylü:
devamı sonraki sayfada…
