On beş sene evvel canımdan bir parçayı kara toprağa emanet ettim.

Yaradan Geçen Işık: Bir Affetme Hikâyesi

Terminaldeki Karşılaşma Aradan geçen yedi günün ardından dükkâna adım attığımda Baran orada değildi. Dolabını boşaltmış, anahtarını ise sessiz bir veda gibi masama bırakmıştı. Şehri terk etmek üzere olduğunu öğrendiğimde kalbimde tarif edilemez bir baskı hissettim. Hemen otobüs terminaline sürdüm ve onu son peronda, omzunda eski bir çantayla beklerken buldum. Beni görünce şaşkınlıkla irkildi. Ona uzun uzun baktım; karşımda hem evladımın kaybına sebep olan o karanlık gecenin bir ortağı hem de vicdan azabıyla kavrulan bir genç vardı. Ona, “Seni bağışladığımı söyleyemem,” dedim. “Belki de bu hiçbir zaman tam olarak mümkün olmayacak. Ancak kaçmak, geçmişin yükünü hafifletmez.”

Yükten Pusulaya Gözlerinde yaşlarla ne yapması gerektiğini sorduğunda, tek bir kelime döküldü dudaklarımdan: “Yaşaman.” Ancak bu kez dürüstçe, Bora’nın hatırasını bir utanç lekesi gibi değil, hayatına yön veren bir rehber gibi taşıyarak yaşamasını istedim. Baran, o gün ilk kez kendini savunma ihtiyacı hissetmeden, ruhundaki tüm ağırlığı bırakırcasına ağladı. O an, içimdeki öfkenin katılığı yerini hüzünlü bir yumuşamaya bıraktı. Acım bitmemişti ama artık beni boğmuyordu.

Zamanla Gelen Sessiz Uzlaşı Baran o otobüse binmedi; dükkâna ve hayatımıza geri döndü. Eşim Ayla’nın ve benim ona tekrar alışmamız, sessizliğin ağırlığını aşmamız yıllarımızı aldı. Fakat zamanla, yalanların yıktığı köprüyü dürüstlüğün gücüyle yeniden kurduk. Her yıl oğlumun mezarı başında buluştuk. İlk yıl uzaktan seyretti, sonraki yıl yanıma geldi ve nihayetinde beraber dua etmeye başladık.

Sonuç: Acının Dönüşümü Oğlumun yerini kimse dolduramazdı, Baran da benim babalığımın yerini tutmadı. Ancak ben, kederimin en karanlık dehlizinde, başka bir canı o karanlıktan çekip çıkarma şansını yakaladım. Baran ise benden sadece iş değil, erdemli bir hayatın yolunu öğrendi. Artık biliyorum ki affetmek; yaşananları silip atmak değil, acının sizi prangalamasına izin vermemektir. Bora’yı hâlâ her gün aynı özlemle anıyorum; fakat artık onun ismi sadece kederle değil, iyileşen bir ruhun umuduyla birlikte anılıyor.

Şunu anladım: Bazı yaralar hiçbir zaman kapanmaz, sadece içinden ışık geçebilecek kadar genişler.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir