Usta yer bilimciden korkutan ama hayati analiz: 7.0 büyüklüğünün üzerindeki deprem riski kapıda! Şehirlerin direnci bu devasa güce karşı ne kadar hazır?

Ezber Bozan Uyarı: “Bu Bir İstanbul Değil, Marmara Depremidir”

Sismoloji dünyasının önde gelen isimlerinden Prof. Dr. Haluk Eyidoğan, beklenen büyük sarsıntıya dair kamuoyundaki algıyı kökten değiştirecek açıklamalarda bulundu. “Afetlere Dayanıklı Tekirdağ Çalıştayı” kapsamında konuşan Eyidoğan, yaklaşan tehlikenin adını koyarken yerel değil, bölgesel bir felakete dikkat çekti.

Depremin Merkezi Deniz, Etki Alanı Bölge

Eyidoğan, toplumda yerleşmiş olan “İstanbul depremi” kavramının eksik bir tanımlama olduğunu vurguladı:

  • Odak Noktası: Olası 7 ve üzeri şiddetteki deprem kentin kara sınırları içinde değil, Marmara Denizi’nin kalbinde meydana gelecek.

  • 10 İl Mercek Altında: Denizde yaşanacak bu büyük kırılma, sadece İstanbul’u değil, Marmara Denizi’ne kıyısı bulunan 7 ila 10 ili doğrudan sarsacak. Bu nedenle uzman, olayı bir “Marmara Depremi” olarak nitelendiriyor.

  • Milli Güvenlik Meselesi: Sarsıntının yaratacağı sosyal ve ekonomik tahribatın sadece bölgeyle sınırlı kalmayacağını, tüm Türkiye’nin bu durumdan etkileneceğini belirtti.


Yıkımın Şifresi: Fay Değil, Zemin ve Yapı Hatası

Prof. Dr. Eyidoğan, yıkımın sadece fay hattına yakınlıkla açıklanamayacağını somut örneklerle ortaya koydu:

  • Fay Hattı Yanılgısı: “İçinden fay geçip ayakta kalan, faydan kilometrelerce uzakta olup yerle bir olan şehirler var” diyen uzman, 1999 Gölcük depreminde merkezden uzak olan Avcılar’daki yıkımı örnek gösterdi.

  • Hata Dedektörü Olarak Deprem: Büyük depremlerin adeta bir “hata dedektörü” gibi çalıştığını ifade eden Eyidoğan, yapıdaki, mühendislikteki veya zemin seçimindeki tüm kusurların bu sarsıntılarla gün yüzüne çıktığını söyledi.

Kritik Hatalar Zinciri

Yıkımın temel sebeplerini üç ana başlıkta toplayan Eyidoğan, kurtuluşun ancak bilimsel planlamayla mümkün olduğunu savundu:

  1. Yanlış Yer Seçimi: Heyelan ve sıvılaşma riski taşıyan alanların imara açılması en büyük stratejik hata.

  2. Mühendislik Zafiyeti: Zemin sorunsuz olsa bile, inşaat sürecindeki uygulama yanlışları binaları savunmasız bırakıyor.

  3. Denetim Eksikliği: Planlama ve yapı üretim sürecindeki denetim mekanizmalarının etkin çalışmaması, felaketi kaçınılmaz kılıyor.


Özetle: Prof. Dr. Eyidoğan’a göre depremle mücadele; sadece fay hattını izlemek değil, doğru zemin üzerinde hatasız yapılar inşa etme sürecidir.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir