Üvey Annenin Elbise Krizi

Mezuniyet gecesi, hayallerimdeki gibi parlak ve özel geçmeliydi ama tek bir yıkıcı hareket her şeyi hemen hemen mahvetti. Üvey annemin bilmediği şey ise, sevginin, anıların ve bir babanın gizli gücünün o kadar kolayca yok olamayacağıydı.

Merhaba, ben Melis. 17 yaşındayım ve lise hayatımın en önemli gecesi nihayet gelip çatmıştı. Çoğu kız için mezuniyet balosu yeni, ışıltılı elbiseler, aceleyle yapılan güzellik randevuları ve çiçeklerle süslü duvarlar önünde fotoğraf çektirmek demekti. Ama benim için bu gece her zaman tek bir anlam taşımıştı: annemden kalan mezuniyet elbisesi.

Lavanta rengi, saten bir elbiseydi; gövdesinde zarif çiçek işlemeleri vardı ve ışığın altında parlayan ince askılarıyla büyüleyiciydi. Annem, lise mezuniyetinden önce o elbiseyle çekildiği fotoğraflarda adeta 90’ların gençlik dergilerinden fırlamış gibiydi.

Ona özgü bir zarafeti vardı: yumuşak dalgalarla şekillendirilmiş saçlar, parlayan dudaklar ve her girdiği odayı aydınlatan bir gülümseme… O 17 yaşında, hayatta zirveye ulaşmış gibi hissediyordu. Küçükken dizine tırmanır, albümündeki fotoğrafların üzerinden parmaklarımı gezdirirdim.

“Anne,” derdim, “mezuniyet baloma giderken senin elbiseni giyeceğim.”

O da gülümserdi, kahkahasız, sadece gözlerinin derinliklerinden gülümseyerek… Elbiseyi sanki paha biçilmez bir hazineymiş gibi düzeltir ve “O zamana kadar onu çok dikkatli saklarız,” derdi.

Ama hayat, her zaman verdiği sözleri tutmaz.

Ben 12 yaşımdayken, acı bir hastalık onu benden aldı. Bir ay boyunca başucumda beni uyuturken, ertesi ay bedeninin giderek zayıfladığını, bir daha asla eski gücüne kavuşamayacağını fark ettim. Kısa süre sonra, o gitti.

Onun vefat ettiği gün, dünyamın ikiye bölündüğünü hissettim. Babam ikimiz için de güçlü kalmaya çalışıyordu, ama her sabah, annemin yatağının olduğu tarafa nasıl kayıp gittiğini görmek içimi parçalıyordu. Sadece hayatta kalıyorduk, ama yaşamıyorduk.

Cenazeden sonra, annemin mezuniyet elbisesi benim sığınağım oldu. Onu dolabımın en arkasına sakladım. Bazen geceler o kadar uzun ve sessiz oluyordu ki, sadece o saten kumaşa dokunmak ve annemin hâlâ yanımda olduğunu hissetmek için elbise kılıfını birazcık aralar ve gözlerimi kapardım.

devamı sonraki sayfada…

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir