Sıradan Bir Karne Değil, Bir Hayat Dersi: Öğretmenin Notu Görenlerin Yüreğini Isıttı.

Rakamların Ötesindeki Gerçek: Bir Karne Notuyla Değişen Bir Hayat

Karne günü geldiğinde sınıftaki o tanıdık uğultu her zamankinden daha yoğundu. Öğrenciler arasında not karşılaştırma yarışı sürerken, Ali köşesinde adeta görünmez olmaya çalışıyordu. Ellerinde titreyen o kağıdı açmak, onun için cesaret isteyen bir işti. Onu kaygılandıran zayıf notlarından ziyade, öğretmenin o küçük kutucuğa sığdıracağı birkaç kelimeydi. Çünkü bazen bir cümle, tüm bir seneyi ya aydınlatır ya da karartırdı.

Sessiz Çabaların Görünmez Kahramanı

Ali için okul, bitmek bilmeyen bir yokuş gibiydi. Özellikle rakamların dünyasında (Matematik) yolu hep tıkanıyordu. Evdeki tablo ise pek yardımcı değildi; ekmeğini taştan çıkaran yorgun bir baba ve vaktini küçük kardeşiyle geçiren bir anne… Ali, anlamadığı denklemlerin başında saatlerini tek başına eritirdi. Derste parmak kaldırmayı çoktan bırakmıştı; çünkü hata yapmanın utancından değil, etrafındakilerin “yine mi anlamadın?” diyen o sessiz yargılamalarından bıkmıştı.

Alışılagelmişin Dışında Bir Mesaj

Ali karnesini araladığında, beklediği o sönük notlarla karşılaştı. Ancak tam kağıdı katlayıp saklayacakken, öğretmen görüşü kısmındaki satırlar kalbini durduracak gibi oldu. Orada ne her zamanki “gayret göstermeli” uyarısı ne de “zekasını kullanmıyor” eleştirisi vardı. Öğretmeni şunları kaleme almıştı:

“Ali, bu dönem ne kadar ter döktüğünü fark ettim. Belki herkesle aynı hızda koşmuyorsun ama asla yerinde saymadın. Vazgeçmemek, en zor problemi çözmekten çok daha büyük bir başarıdır. Sadece kendine güvenmeyi dene; çünkü sen sandığından çok daha kıymetlisin.”

Yükselen Notlar Değil, Yükselen Bir Özgüven

Ali o satırları tekrar tekrar okudu; her okuyuşta içindeki o ezilmişlik hissi yerini ılık bir umuda bıraktı. İlk defa birisi, karnesindeki rakamlara değil, o rakamların arkasındaki uykusuz gecelerine bakmıştı. Karnesini çantasına koyup saklamak yerine, göğsüne bastırarak gururla eve taşıdı.

Annesi notu okuduğunda bir süre sustu. Bu alışılmadık mesaj, kısa sürede okulun koridorlarından veli toplantılarına kadar her yerde yankı buldu. Bazıları “Karnede böyle duygusal ifadelere gerek var mı?” diye sorgulasa da, çoğunluk büyük bir gerçeği kavradı: Bir çocuğun kalbine dokunmak, ona matematik öğretmekten çok daha öncelikliydi.

Ali, ikinci döneme sadece bir öğrenci olarak değil, “görülen bir birey” olarak başladı. Artık hata yapmaktan korkmadan elini havaya kaldırıyordu. Notları bir anda zirveye fırlamadı belki ama Ali artık aynaya baktığında başarısız bir çocuk değil, yolundan dönmeyen bir savaşçı görüyordu.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir